
Büyük felaketlerde kamuoyu baskısı, yetkilileri açıklama yapmaya zorlayabiliyor ve devletin geçici olarak olaya odaklanmasını sağlıyor. Bu, Türkiye’yi bir adım yukarı taşıyan bir refleks. Ancak Türkiye’nin temel sorunu, kamuoyunun kurumsallaşamamasıdır.
Bir felaket yaşandıktan sonra toplum haklı olarak sert tepki gösteriyor; devlet görevlileri olayı görmek ve açıklama yapmak zorunda kalıyor. Fakat bu noktadan sonra süreç kesiliyor. Tepki anlık kalıyor, devamlılık sağlanmıyor.
Bu durumu GTA’daki polis sistemine benzetiyorum: İşlenen suça göre yıldız sayısı artıyor, yıldız arttıkça devletin tepkisi sertleşiyor. Ancak yıldızlar kaybolduğunda, sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi herkes hayatına geri dönüyor.
Felaketlerin ardından kamuoyunun eline, olayın tüm yönleriyle ele alındığı kapsamlı bir rapor geçmiyor. Sorumlular görevden alınmıyor, idari ya da siyasi bir bedel ödenmiyor. Deprem sonrası ya da orman yangınları sonrası merkezi hükümetten görevden alınan kaç kişi var? Bu felaketlerin ardından hazırlanan raporlar nerede? Sorunların nedenleri ve çözümleri kamuoyuyla paylaşıldı mı? Hayır.
Özetle, Türkiye’de tepki var ama süreklilik yok. Hesap sorma anlık kalıyor, kurumsal hafızaya ve kalıcı denetime dönüşmüyor.
—
Embarrassed-Yak670